1. Başüstü Kapıların Hikayesi

Baş üstü kapının mucidi C. G. Johnson
C.G Johnson 1921 yılında baş üstü kapıyı icat etti. Sadece 5 yıl sonra ilk otomatik garaj kapısını yarattı. 1900’lı yıllar araba endüstrisinin gelişim yıllarıdır. Bu yıllarda Henry Ford, Model T’yi piyasaya sundu. Bu otomobil alınabilirlik açısından uygun ve güvenilir bir araç oldu. Otomobil piyasasında yarattığı rekabet ile otomobil üretimi ve kullanımı yaygınlaştı. Bu yaygın kullanım otomobilleri konumlandırmak için uygun yerler gerektiriyordu. Bu şekilde gelişen garaj kültürü, uygun tasarımlar da gerektiriyordu. İlk başlarda garaj kapıları yandan açılan panellere sahipti. Bu kapıların açılması ise alan bakımından uygun değildi. 1921 yılında Johnson’un bu alan tasaarufu için bir fikri vardı ve baş üstü kapı fikrini geliştirdi. Yeni fikrini sergilemek için Model T otomobiline entegre bir kapı ile fuarlara ve sergilere gitti. Hızlı bir dağıtım ağı sonrasında ayrıca endüstriye yeni bir teknoloki de sundu. Garajı eli ile açamayanlar için elektrikli garaj açıcısı fikrini geliştirerek Overheas Door Corporation’ın temellerini attı.
2. Kırmızıya Boyanmış Kapılar

Philadelphia Holy Trinity Kilisesi’nin kırmızı kapısı
Özellikle Philadelphia’da birçok kilise kapısı kırmızıya boyanmıştır. Bu, Fısıh Bayramı ve kutsal alan ve güvenlik belirtisidir. Kapıların böyle olmasının nedeni Psikoposluk geleneklerinden kaynaklanmaktadır. Psikoposluk kilisesi bunu gelenekler ile açıklarken, Laurinburg’daki St. David Piskoposluk Kilisesi İsa’nın ve şehitlerin kanını simgelendiğini belirtir. II. Emanuel Lutheran Kilisesi ise kiliseye girip İsa’nın kanından cennete gitmenin simgesi olarak tarif eder. Kimi kaynaklar bunu vaftizde ölüm ve yeniden diriliş yolunda tutkuyla girildiğini simgelemesi açısından tutkunun rengi olarak nitelendiriyor. Bir başka söylentiye göre ise Mortgage krizinden sonra Psikoposluk kiliselerinin ipoteğini ödediklerini gösterir bir sembol olduğu dile getiriliyor. Tarihi kaynaklar ise İlgiltere’de Orta Çağ’da kutsal alanın işareti olduğunu belirtiyorlar. Aynı zamanda güvenliğin de bir belirtisi olarak değerlendiriliyor. Çünkü kırmızı kapı bir uyarı mahiyetinde ve kutsal alana girilidğini simgeliyor. Yahudi referanslı bilgilere göre ise Fısıh Bayramı’na referans veriliyor ve Ölüm Meleği’nin geçmesi için bir işaret olduğu dile getiriliyor.
3. İrlanda’da birçok kapı renklidir.

İrlanda’daki renkli kapılardan bir kare
Tur rehberleri bu konuda popüler bir hikayeden bahsediyorlar. Ely Place’de yazar Gearge Moore ve Oliver St. John Gogarty komşudur. Gogarty eve sarhoş gelir ve Moore’un kapısını çalma gibi bir alışkanlığa sahipti. Moore Gogarty’nin kafası karışmasın diye kapısını yeşile boyadı. Sonra Gogarty misilleme yaptı ve kırmızıya boyadı. Bu bir domino etkisi yarattı.
Bir başka hikaye ise Kraliçe Victoria öldükten sonra İngiltere’nin İrlanda vatandaşlarına yasta kapıları siyaha boyamasını emretti. İrlandalılar isyan ederek kapılarını farklı renklere boyadılar.
Bir başka rivayet ise Moore ve Gogarty’nin hikayesine benzer. İrlandalı kadınlar kocalarının sarhoşken başka evlerin kapılarına gitmemesi için kapıları farklı renklere boyadılar.
En yaygın ve muhtemelen en kesin hikaye ise 18. yüzyılın başlarında Dublin’in, Britanya İmparatorluğu’nun en önemli ve başarılı şehirlerinden biri haline gelmesi ile başlar. Dublinliler bu dönemde zarif yeni Gürcü evleri inşa etmeye başladı. İnşaat sırasında tüm dış kapılar aynı renkteydi. Bu evlerinin Gürcü stilindeki dış cepheleri, geliştiricinin ortaya koyduğu katı kurallar nedeniyle, çok özel mimari kurallara uymak zorundaydı. Hepsi en küçük ayrıntıya kadar tekdüze olarak inşa edilmişti. Böylece, Dublinliler bu katı kuraldan kendilerini ayırmak için evlerinin kapılarını boyamaya başladılar.
4. En Eski Kapı Kilitleri

Bilinen en eski kapı kilidi Mısır’da keşfedilmiştir
Bilinen en eski korunmuş kapı kilitleri eski Mısırlılara aittir ve en az millattan önce 2000 yılına dayanır. Daha önce bile var olduklarına inanılıyor fakat bu bilgi kanıtlanmış değil. Mısır kilidini daha sonraki icatlardan ayıran şey, her şeyin ahşaptan yapılmış olması. İlk Mısır kilidi, üst yüzeyinde birkaç delik bulunan bir yuva ile bir kapıyı sabitleyen ahşap bir sürgüden oluşuyordu. Kapıya takılan kilit deliklere denk gelecek ve sürgüyü sabitleyecek ahşap mandallar içeriyordu. Kapıyı açmak için, mandalların altında bulunan yere anahtar sokulur ve kaldırılır, mandallar yükselirdi. Bu sayede sürgünün kaydırılmasına izin verilirdi.
5. Sahte Kapılar

Mısır’daki sahte kapılara bir örnek
Adından da anlaşılacağı gibi, sahte bir kapı, genellikle eski Mısır’daki morg tapınaklarında ve mezarlarda bulunan bir taklit kapıdır. Batıya bakan bu kapılar, yaşam dünyası ile ölülerin dünyası arasında hayali bir geçit işlevi görürdü. Bu kapılarda Ka’nın içinden geçmesine izin verdiğine inanılıyordu. Ka’nın insan şuurunun Dünyada kalan tarafı olduğu düşünülürdü ve hiyerogliflerde bir ufuk önünde iki uzanmış kol olarak temsil edilirdi. Tanrı ya da merhum yaşamın dünyasıyla ya kapıdan geçerek ya da teklifleri kabul ederek etkileşim kurabilirdi. Sahte kapı, Mısır mezar mezarlarında bulunan en yaygın unsurlardan biridir ve aynı zamanda Mısır’ın Eski Krallığı ile başlayan kraliyet ve kraliyet dışı mezarlarda bulunan en önemli mimari özelliklerden biridir.
Sahte kapıların modern bir örneği ise Winchester Gizem Evi’nde bulunmaktadır.