Kedi, köpek ve farelerin ayaklarının altındaki, yarasaların başlarının iki yanındaki, tavşanların dudaklarının çevrelerindeki, geyiklerin burun uçlarındaki ter bezleri sayesinde terlemeleri mümkündür. Bizim biyolojik yapımız ise bütün cildimiz boyunca ter bezine sahiptir. En çok yoğun olduğu bölgeler avuç içi ve ayak tabanı iken, boy bakımından büyük olanlar ise koltuk altında yer alır. Aşırı nemli ve sıcak havalarda yüzümüz ve koltuk altları çok terliyormuş gibi hissettirebilir. Fakat elimizdeki ter bezi sayısı daha fazladır. Ellerden terleme bu bakımdan normal bir davranıştır. Fakat bu daha çok stres altında gerçekleşir. Bu durum kalıtımsal olarak bize miras kalmış bir hayatta kalma refleksi. Çünkü terleme aracılığıyla, herhangi bir tehdit anında yüksek bir yere tırmanmak daha kolay hale geliyor. Bu sayede tırmanmak, el için daha az hasar verici bir faaliyet oluyor ve daha zorlayıcı yerlere bile tırmanabilmek mümkün hale geliyor.
Bizlerin yüz binlerce senedir süren evriminde, yararlı olmayan bir çok mekanizma ve organ kaybolmuş. Fakat stres altında ellerin terlemesi, yine tehlike anında tüylerin dikelmesi, uzuv titremeleri kaybolmamış.
Bunaltıcı hava ve stres ortamları bize kalan kalıtsal miras, fakat neden acı yediğimizde de terliyoruz? Çünkü acı gıdalar içlerindeki yakıcı nitelikteki maddeler nedeniyle, ağız içi sinir hücreleri ile temasa girdiği vakit onları uyararak beyne havanın sıcak olduğu yönünde ileti gönderirler. Beyin bu durumu havanın sıcak olduğu yönünde algılayarak yüz bölgesine havanın ısısının arttığı dönütünü yapar. Bölgedeki yer bezleri de beynin bu mesajı ile soğutma sağlayarak yüz ısısını düşürmek için faaliyete geçer.
Daha enteresan şeylere bakmak icin tıklayınız.