İş Bankası kuruluş fikri daha çok Cumhuriyetin ilk yıllarımda özel teşebbüslerin devletle birlikte hareketi ile gerçekleşebileceği şeklinde düşünülerek ortaya çıktı. Milli girişim örnekleri bu dönemde devlet tarafından geliştirilen mekanizmalar olarak değil, özel sermayenin girişimleri açısından kullanıldı. 17 Şubat 1923 tarihli İzmir İktisat Kongresi ile milli girişimi ön plana çıkarmanın kalkınma ve çağdaşlaşmada önemli bir rol üstlendiği düşünüldü. Bu durum ise Yeni Türkiye Cumhuriyetinin ekonomik çehresini gösterdi. Ülke içindeki dış teşebbüs yoğunluğunu milli girişime kaydırmayı hedefleyen bu yaklaşım ile, sermaye sıkıntısı önemli bir konumdaydı. Bu konuyu aşmak açısından bankacılık sektörünün payına önemli bir rol atfedildi. Bu anlamıyla yerli ticaretin geliştirilmesi için devlet nezdinde bir bankacılık geliştirilme çabasına girildi. İş Bankasının kuruluş öyküsü ise burada başladı.
Cumhuriyet Döneminde kurulan ilk özel banka olan Türkiye İş Bankası 26 Ağustos 1924 tarihinde resmen kuruldu. Amacı milli özel teşebbüsleri geliştirmek olan banka A. Hamdi Başar’a göre şu şekilde tarif edilmekteydi:
“… En kısa zamanda Türk zenginleri yetiştirip onları koruyarak milli burjuva kadrosunun temellerini atmak Gazi’nin önemli hedeflerinden biriydi. İş Bankasını da bu gayeye yardımcı olsun diye kurdu”
“İş Bankası’nı bir anonim şirket olarak kurdurması, devlet işletmeciliğinin gerektiği yerlerde bu işletmelerin halka açık ticaret anonim şirketler halinde olması ya da özelci rejimin kurallarına uygun yönetilmesi, yeni bir burjuva sınıfı yaratılmak istenmesi bu kanımı güçlendirmektedir”
Bankanın temel amacı milli girişimciyi üretim araçları yaratmak açısından desteklemekti. Güçlü bir devlet koruması ile bu anlamda üretim araçlarının kurulması ve yabancıya ait olanların millileştirilmesi hedeflerini gözeterek kuruldu. Bu anlamıyla kar ve gelir amacını 2. plana atan kurum daha çok milli fayda gayesine hizmet etmekteydi. Kuruluşunda yer alan kadrolar Kurtuluş Savaşı zamanından gelen politikacı, tüccar ve eşraftan oluşuyordu. Celal Bayar’ın önderliğinde Muammer Eriş, Siirtli Mahmut, Kılıç Ali, Recep Zühtü, Salih Bozok, Nuri Conker, Cevat Abbas gibi bilinen isimler İş Bankası grubu olarak biliniyordu.
İş Bankası Konusunda Görüş Ayrılığı
İsmet İnönü banka desteği ile kurulan bazı teşebbüslerin devlet gücünü kullanarak iş yürütüyor olduğuna ve bunları kendi girişimlerinin sonucu olarak gösterdiğini söyleyerek eleştiriyordu. Bunun karşısında Atatürk ise milli iktisadi kuruluş ve üretim araçlarını geliştirmek istiyordu.
Yine A. Hamdi Başar’a göre:
“… bu insanlar kendilerini Atatürk‟ün gerçekleşmesini istediği bir milli davada vazife almış gibi görüyorlardı. Şüphesiz menfaat da sağlıyorlardı. Bunu Gazi de herkes de biliyordu. Fakat yaptıkları hizmet, memleket bakımından, rejim bakımından büyüktü. Müteşebbis, iş adamı, kısa deyimiyle milli burjuva sınıfımızın temelini atabilmemiz ve bu aşamayı geçmemiz lazımdı”
İş Bankası Tarafından Milli Tüccar Oluşturma Yönündeki Katkıları
Lozan Hükumleri nedeniyle 1929 yılına değin ithal ve milli ürünlerden tüketim ve satış vergisi alınması mümkün değildi. Bu duruma karşı alınabilecek önlem, ürün fiyatlarını yükseltebilecek bir tekel yaratabilmekti. Hükumet üretim ve idare kısmını tekelleştirdiği alanları özel sektöre devretti. Devlet durum karşısında zarar yaşasa da, özel sektör rekabetsiz bir ortamda kolaylıkla kar etti. İş Bankası desteğiyle kurulan şirketler zamanla tekel hakkına sahip oldular.
Devlet başta yabancı sermayenin tecrübe ve teknik ileriliğinden yararlandığı yabancı teşebbüslerle oluşturduğu üretim araçlarında yerli tüccarın da hisse sahibi olması önemli bir husustu. İş Bankası destekli ilk kuruluşlardan Kibrit İnhisarı %51 payla Belçika grubuna ait bir tekeldi. İçki ve İspirto imal ve ithalat tekeli 1926 yılında bir Polonya şirketi ile İş Bankası tarafından ortak olduğu inhisar verildi. Bu inhisarlarda yabancı sermaye hisse sahibi olurken, hükumete yakın kişiler de ortaklık sahibiydi. Örnek vermek gerekirse Celal Bayar, yabancı sermayeli Siemens, Zingal, Kibrit İnhisarı ve Ankara Palas şirketlerine ve 8 Türk şirketinin kimilerinde hisse sahibi, kimilerinde ise İş Bankası Genel Müdürü olarak kurucu üye veya yönetim kurulu üyesi olarak bulunmaktaydı. Yine Türkiye Kibrit İnhisarı T.A.Ş.’da İsmet İnönü (200 Hisse), Yunus Nadi (Abalıoğlu), ve Cemal Hüsnü (Taray) gibi isimler hisse sahibiydi. İspirto İnhisarı %45’lik hissesi hazineye aitti ve hazine adına bu görevi İş Bankası yürütüyordu.
Benzer şekilde İstanbul, İzmir ve Mersin limanları işletmeleri de tekelleşme yoluna gidildi ve İş Bankası İstanbul ve İzmir liman işletme şirketlerinin kurucularındandı. Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası’nda da iştirakçi konumunda bulunan banka, yöneticiler onayıyla ürünleri pahalıya satma, kendi ithalatı olan Polonya ve Alman mallarını ucuza satarak da karı arttırmaktaydı. Bu sayede İş Bankası içinde nüfuz kuran özel sermayedar, üretim mamullerine yüksek fiyat çekiyor, ithal ettikleri ürünleri ise daha ucuza piyasada satıyorlardı.
İş Bankası İştirakleri
İş Bankası, salt ticaret bankası olmaması ve aynı zamanda yatırım bankacılığı rolü üstlendirilmesi ile farklı sektörlerde faaliyeti sağlandı. Banka hem pek çok kuruluşun kurucusu oldu hem de gerekli gördüğü kuruluşların yönetimini elinde tuttu. İş Bankası 1930 yılına kadar 37 ticari kuruluşa iştirakte bulundu.
Maden Sektöründe İş Bankası
Maden sektöründe Fransız ve İtalyan’ların etkis büyüktü. Türk bir girişimci ise bu alanda bulunmamaktaydı. Bu durumu gözeterek, 1926 yılında %75’ine sahip olunan Madem Kömürü İşleri Türk Anonim Şirketi ve %51 sermaye sahipliğinde Kozlu Kömür İşleri Türk Anonim Şirketi kuruldu. 1929 yılında ise çeşitli şahıs ve kurum sahipliğinde olan Kilimli Kömür Madenleri Türk Anonim Şirketi’nin ocak ve imtiyazlarını satın aldı. Ayrıca 1925 yılında Bolkardağı Simli Kurşun madeni imtiyazını aldı, Ergani Bakır İşletmesi ise İtibar-ı Milli Bankası ile birleşme sonucu bankaya geçti.
Keçiborlu Kükürt Madenleri de önemli girişimlerden birisi oldu. Bu iştirakler mevzuat bakımından devletten de destek aldı. Aynı zamanda bu iştirakler yolu ile ülkedeki üretim arttırılmış oldu. Sadece yabancıların aktif olduğu bu alanda İş Bankası vasıtasıyla milli tüccarların etkinliği arttırılmış oldu.
Şeker Sektöründe İş Bankası
Dönemin önemli ithalat ürünlerinden şeker alanındaki üretim de zaruri görülmekteydi. Bu nedenle sanayi ile ilk ilgisi şeker üretimi ile başlayan bankaya bu girişim görevi verildi. Şeker üretiminde de ayrıcalıklar getirilmişti. İlk fabrikalar Uşak ve Alpullu Şeker Fabrikaları CHP’nin önde gelenleri be İş Bankası çevrelerine satıldı. Bu tekeli elinde tutanlar üretimi düşürmüşler ve ithal ürünleri yüksek fiyatla piyasaya sürmüşlerdir.
Önce 1926 yılında %78’lik payla Alpullu Şeker Fabrikası, daha sonra Uşak Şeker Fabrikası faaliyete girdi. 1933 yılında Ziraat Bankası ile yarı yarıya ortaklık ile Turhal Şeker Fabrikası’nı kurdu. Anadolu Şeker Fabrikaları TAŞ. devlet tarafından görev yüklenerek kurulan bir girişim olarak İş Bankası tarafından iştirak ettirildi. Böylece milyonlarca dönüm arazi tarıma kazandırılmış, çiftçinin refah seviyesi yükselmiş oldu.
Dokuma Sektöründe İş Bankası
Yine ülkemizde hammadde boluğu olan fakat üretim tekniğinde geri kalmış olunan dokuma sanayi için İş Bankası 1925 yılında Bursa Dokumacılık Şirketi’nin kuruluşunda yer aldı. Ankara’da kurulan işletilememiş olan mensucat fabrikasını satın alarak Ankara Mensucat Fabrikası TAŞ. adıyla işletmeye açmıştır. 1927 yılında 5 milyon liralık ipekli ürün ithalatı sonraki yıl 4 milyona, daha sonraki yıl 3 milyona ve 1932 yılında ise yaklaşık yüz elli bin tl’lere kadar gerilemiştir.
Sigorta Sektöründe İş Bankası
Sigortacılık sektörü büyük oranda yabancıya aitti. Bu yükü ortadan kaldırmak, milli servetin emniyetini üstlenecek bir kuruma ihtiyaç ve bu sektörün gelirlerini millileştirmek adına 1925 yılında Anadolu Anonim Sigorta Şirketi kuruldu. Yıllık 4 milyon liranın dışarıya aktığı bı sektörde Milli Reasürans Türk Anonim Şirketi kuruldu. Aynı zamanda diğer sigorta şirketleri ile birlikte Destek Reasürans Türk Anonim Şirketi kuruldu. 1927 yılında ise yine bir İş Bankası İştiraki olan İstanbul Umum Sigorta Şirketi kuruldu.
Aynı zamanda Karagöz Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Telsiz Telefon Türk Anonim Şirketi gibi şirketlere de çeşitli paylarla ortak olmuştur.
İş Bankası için bir diğer önemli görevi bu yıllarda iç piyasanın ihtiyaç duyduğu kredi programını yönetmekti. Başlarda ticari faaliyete yönelen bu kaynak, 1930’larla birlikte imalat alanına kaymıştır. 1924 öncesinde kredileri sağlayan yabancı bankaların yerini yavaş yavaş İş bankası alarak önemli bir rol üstlenmiştir. İhracatta milli tüccarların işini kolaylaştırmak adına İş Lmt. Şirketi, Mısır Limitet ve İş Komimport şirketlerinin kuruluşlarında da yer aldı.
Daha çok Kısa&Net bilgi için tıklayınız.
Kaynak: