Çarpıcı Gerçekleriyle 17 Ağustos Depremi

Türkiye tarihinin en trajik olayıdır 17 Ağustos Depremi. Rakamlar, yazılanlar yaşanan acının yanında elbette hiçbir şey anlatmıyor. Ama biz unutmamak adına yine o güne gidelim ve 17 Ağustos Depremi hakkındaki acı tabloya bir bakalım:

Türkiye Deprem Kuşağı

Türkiye Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alır. Bu kuşakta yer alan Anadolu levhası üzerinde 3 önemli fay hattı bulunur. Bunlardan Doğu Anadolu Fay Hattı Arabistan Levhası ile Anadolu Levhasını keser. Diğer fay sistemi olan Kuzey Anadolu Fay Hattı Türkiye’nin kuzey bölgesinden geçer. Son fay hattı ise iki fay sistemi arasındaki bloğu kesen Ege Graben Sistemidir. İki fay arasındaki Anadolu Levhası batıya doğru kayarken iki fayın bulunduğu yerde enerji birikmektedir.  Bu da fay uzunluğu ve konumuna göre belli büyüklüklerde deprem meydana getirmektedir. 17 Ağustos Depremi de böyle bir enerji birikiminin sonucudur.

17 Ağustos Depremi Ne Kadar Büyüktü?

17 Ağustos Depremi sabah 3:02’de gerçekleşti. 45 saniye süren deprem Richter ölçeğinde 7.4 büyüklüğünde ölçüldü. Merkez üssünde yer çekimi ivmesinin büyüklüğünün % 40’ı oranında bir ivme hissedildi ve zeminin yaklaşık 3 metre kaymasına neden oldu. Depremin yarattığı bu enerji yüzlerce mega ton T.N.T. patlayıcısı büyüklüğündeydi.

17 Ağustos Depremi’nde birbirine yaslanmış evler

Depremin Verdiği Zarar Ne Boyuttaydı?

Resmi rakamlara göre deprem sonucunda 17.480 kişi hayatını kaybetti, 23.781 kişi yaralandı, 505 kişi sakat kaldı. 285.211 ev kullanılamaz hale geldi, 42.902 iş yerinde hazar yaşandı. Yaklaşık 1.5 milyon kişi evsiz kaldı. 23.000 bina tahrip oldu. Bina hasar miktarı 6 milyar doları aştı ve bölgenin yapılandırılması için 20 milyar dolara ihtiyaç duyuldu. Bu öyle bir etki yaratacaktı 2 yıl sonra yaşanacak olan krizin nedenlerinden biri olarak kayıtlara geçecekti.

Resmî olmayan kaynaklar ise yaklaşık 50.000 ölü ve ağır-hafif 100.000’e yakın yaralıdan bahseder. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Depremde kurtulan 1,5 milyon insan, parklara kurulan çadır kentlere yerleştirildiler. Dünyanın dört bir yanından doktor, hemşire, psikolog ve çevirmen ekipler yardıma geldi.

Kriz Yönetimi Nasıl Gerçekleşti?

Deprem gerçekleştiği sırada iktidarda ANAP-DSP-MHP koalisyonu bulunmaktaydı. Devletin deprem bölgesine ancak 3 gün sonra ulaştığı iddia edilmiş, insanlar birçok imkandan yoksun halde deprem bölgesine kendisi müdahale ederek kurtarma çalışmaları yapmıştır. Bilinçsiz yürütülen kurtarma çalışmaları neticesinde, iş makinalarının enkazların üstüne çıktıkları gözlemlenmiştir. Bu nedenlerle bile hayatını kaybeden insanlar olmuştur. Kaosun yoğun olduğu bu ortamda sivil inisiyatifler kriz yönetim boşluğunu doldurmuştur. Bu dönemde Zonguldak ve diğer illerden gelen maden işçilerinin kazı ve kurtarma çalışmalarına katkıları unutulmaz.

Bir felaketin en önemli sorunlarından birisi, hava ve su kaynaklı nedenli hastalıkların engellenmesidir. Cesetlerin çürümesi, kanalizasyon hatlarının tahribatı, temizlik amaçlı su temininin zorlaşması ve atıkların taşınmasının zorlaşması konuları mikrobiyal hastalıklara yol açmaktadır. İşte 17 Ağustos 1999 depremzedeleri bu koşullar altında yaşama tutunmaya çalışırken, ağustos ayı sıcakları ise bakteriyel üremenin en uygun koşullarını sunuyordu.

Bu deprem ile çarpık kentleşme, plansız afet yönetimi gibi koşullar da birleşince Türkiye tarihinin en büyük doğal felaketini yaşamış oldu. Bugün ise depremin sonuçları neden gösterilerek kentsel dönüşüm altında şehirlere beton yığınağı yapmaya devam ediyoruz.

Benzer Bir Depreme Karşı Hazır Mıyız?

17 Ağustos Depremi’nden ne yazık ki ders olacak sonuçlar alınmamıştır. Depremde yıkılan evlerin ‘tek sorumlusu’ olarak bilinen müteahhit 2011 yılında serbest kalmış, sorunlu yapılara ilişkin ne yapı firmaları ne de yerel yönetimlere ilişkin sağlıklı bir yargılama gerçekleştirilmemiştir. Bugün her seçim döneminde dile getirilen imar afları ile birlikte binlerce konut oturulamaz halde iken ‘oturulabilir’ olarak görülmektedir. Yaşanan diğer doğal felaketlerden deneyimlendiği kadarıyla sağlıklı bir afet krizi yönetim politikası geliştirildiği konusunda şüpheler bulunmakla birlikte, çarpık kentleşme konusunda önlemlerin alınmaması ile birlikte büyük afetler daha büyük felaketlere gebe olacak gözükmektedir.

Yorum yazabilirsiniz