Gezegeni Oluşturan Parçacıklar Eksik mi?

Son zamanlarda gök bilimcilerin elinde bir problem var. Gezegeni oluşturan parçacıklar olmamasına rağmen nasıl gezegen oluşabiliyor? Konuyla ilgili yeni bir çalışma, gezegenleri oluşturan genç yıldızların çevresindeki toz ve gaz kütlelerinin gezegen oluşumu için yetecek materyal barındırmadığına işaret ediyor.

Araştırmada bulunan Illinois, Chicago Üniversitesi’nden astronom Gijs Mulders “bu çalışma ile gezenlere ilişkin teorilerimizi yeniden düşünmemiz gerekiyor” diye belirtiyor.

Bilindiği gibi yıldızlar gaz ve toz bulutlarından doğuyorlar. Erken aşamada nispeten ince bir disk ile çevreleniyorlar. Bu diskin içindeki toz bulutları zamanla birbirine yapışıyor. Bu kümelenme ile gezegen çekkirdeği çevresindeki gaz ve tozu çekecek kadar yerçekimi kuvvetine sahip olarak gezegeni oluşturan parçacıklar ile oluşumu tamamlıyorlar.

Fakat bu süreç hakkında yeterli derecede bilgi bulunmuyor. Örneğin gezegenlerin toz bulutu içinde ne kadar hızla ortaya çıktığı ya da malzemeyi çekme gücü hangi derecede büyüklüğe sahip soruları yeterince aydınlanmış değil. Görünmez bir gaz ve toz bulutu ile çevrili diskleri gözlemleyebilmenin zorlukları bu açık olmayan durumun nedeni. Fakat kimi teleskop türlerinin yakaladığı sinyaller bu toz bulutunun içinden algılanabiliyor ve bulutun içindeki yıldızlar araştırılabiliyor. Disk içindeki parçacıkların yaydığı radyo dalgaları tarafından toplam kütle konusunda bir analiz yapılabiliyor.

ALMA ile Yapılan Yeni Çalışmalara göre Gezegeni Oluşturan Parçacıklar Eksik

Şili Atacama Çölü’nde bir radyo gözlem merkezi olan Atacama Büyük Milimetre Dizisi (ALMA), erken gezegen diski evresini incelemek için büyük kolaylıklar sağlıyor. Yeni çalışmaya göre, Almanya Münih şehrindeki Avrupa Güney Gözlemevi’nden Carlo Manara öncülüğünde çalışan gökbilimciler, ALMA verileri ile çalışıyorlar. 1 milyon ile 3 milyon yıllık, genç yıldızlar arası gelişmekte olan gezegen disklerin kütlelerini, etraflarında tespit edilmiş güneş sistemleri dışı gezegenlerin kütleleri ile karşılaştırmak için kullandılar. Disk kütlesi genellikle sistem dışı gezegenlerin kütlesine göre 10 veya 100 kat daha az olmak üzere çok az tespit edildi. Yakın zamanda konu ile ilgili bir makel yayımlanması da bekleniyor.

Buna benzer bulgular birkaç yıldız sistemi için daha önce bildirilmiş olsa da, çalışma yüzlerce farklı sistem üzerindeki uyumsuzluğa işaret eden ilk çalışma özelliği taşıyor. Manara, bu çalışmanın yarattığı etkinin gerçeklik kurduğu fikrinde.

Gezegeni Oluşturan Parçacıklar Konusunda Farklı İddialar

Gökbilimcilerin disklere bakmakta geç kalması olası bir durum. Manara, belki de, ilk milyon yılda, bazı gaz ve tozları emen bazı gezegenler oluştuğunu belirtiyor. ALMA, yaklaşık 100.000 yıllık HL Tauri gibi son derece genç yıldızların, disklerindeki halka benzeri boşluklara sahip olduğunu buldu. Ayrıca potansiyel olarak gelişmekte olan gezegenlerin disk içindeki maddeleri süpürdüğünü gösterdiğini de keşfetti.

Honolulu’da bulunan Hawaii Üniversitesi Astronomi Üniversitesi’nden astronom Jonathan Williams ise “fakat eğer bir problemi çözerseniz, yenisi ile yüzleşirsiniz” diyor. Eğer gezegen çekirdekleri erken oluşuyorsa, diskte çok fazla malzeme kalması durumunda hiçbir şeyin onları Jüpiter büyüklüğündeki devlere dönüşmesini engelleyemeyecekti. Yine de sistem dışı gezegenlerin ölçmeler sonucu Dünya ya da Neptün büyüklüklerinde oldukları keşfedildi. Yine de, dışsal ötesi gezegenlerin sayımlarının çoğunun Dünya ya da Neptün büyüklüğü dünyaları olduğunu göstermektedir.

Williams, mevcut teleskopların kimi materyalleri tespit edemediği fikrini de uygun görüyor. ALMA dalga boyları küçük parçacıkları görebilmek için ayarlanıyor, fakat belki de gözlemlenenden 10 kat büyüklükte olanlar tespit edilemiyor olabilir. New Mexico’da bulunan radyo teleskopu Very Large Array, belki de eksik olarak gözüken maddelerin bir kısmının ölçülmesi açısından gizli parçacıkları tespit edebilir.

Son bir olasılığa göre, gelişmekte olan gezegen disklerinin bir şekilde çevredeki yıldızlararası ortamdan emiliminin gerçekleşmesidir. Manara’ya göre ise Square Kilometer Array veya James Webb Space Teleskopu farklı hipotezler arasında bir karar verebilmek açısından önemli veriler sunabilir.

Daha fazla Kısa&Net bilgi için tıklayınız.

Kaynak:

www.sciencemag.org

Yorum yazabilirsiniz