12 Eylül Darbesi

12 Eylül Darbesi diğer darbeler gibi ülkenin gelişmişlik düzeyiyle bağlantılıdır. Gelişim sürecini tamamlayamamış ülkelerde darbe her zaman büyük problem olmuştur. Modernleşme sürecini tamamlayamayan toplumlar, her zaman için askeri yönetim müdahalesi ile karşı karşıya kalma ihtimaline sahiptir.

Türkiye Cumhuriyeti de bu kapsamda yer alan ülkelerden biri olarak, tarihi boyunca 4 kez darbeye, birkaç kez de darbe girişimine maruz kalmıştır. Bu darbe iktidarları arasında en uzun süre yönetimde kalan 12 Eylül Darbe yönetimidir.

12 Eylül Darbesi Öncesi Koşullar

12 Eylül Darbe yönetimi yetmişli yılların iç savaş koşullarını bahane göstererek yönetime el koymuştur. 68 kuşağı olarak bilinen kuşak anti-emperyalist ve toplumsal duruşuyla 1971 yılına kadar bir ivme yakalamıştı. Ülkenin üretimden yönetime kadar adaletli ve tam bağımsız nitelikte olmasını talep eden kuşak, liderlerinin öldürülmeleri ile yavaş yavaş sönümlendi. 12 Mart askeri darbesi sonrasında ülkede durgun bir süreç devam etmiş, 1973 seçimleri ile birlikte sol kesim ilk kez seçimlerde önde çıkmıştı. CHP’nin başında bu dönemde Ecevit vardı fakat parti tek başına iktidar olamıyordu. Ecevit bu konudaki çaresi Erbakan’ın başkanı olduğu Milli Selamet Partisi ile koalisyon kurmak oldu.

Bu durumda Ecevit başbakan olur. Sorunlar silsilesi de gelmeye başlar. EOKA taraftarı Rumlar Makarios’a darbe yaparlar. Adada yaşanan olaylar neticesinde Ecevit Kıbrıs’a müdahale eder. Türk Ordusu büyük bir zafer kazanır ve Ecevit de durumdan istifade ederek hükumeti dağıtır. Erken seçime giden Ecevit, böylece hükumeti Milliyetçi Cephe birlikteliğine bırakır. Bu seçimle sahneye yeni bir parti olarak Alparslan Türkeş liderliğinde MHP çıkar. Süleyman Demirel rövanşist tutumuyla iktidarı tekrar sola vermemek adına ortaklığın bozulmaması için ortaklığı oluşturan partilerin hareket alanına sınırlamalar koymadı. Devlet içinde güçlenen MHP kadroları, asayiş konusunda da kendilerine misyon edindiler. Karşılarında ise ülkenin solu vardır. Kamplaşma bir anda yaygınlaşır. Toplumun geniş kesimlerinden siyasete kamplaşma bir istikrarsızlık durumu yaratır. Bunlara bir de kaynakların kıtlığı eklendiğinde ekonomik ve siyasal bir kriz derinleşir.

1975’ten sonra iç savaş koşulları yaşanmaya başlar. Çatışmalar, cinayetler, katliamlar..

12 Eylül Darbesi Sonuçları

12 Eylül Darbesi bu koşullar sonucunda 1980 yılında gerçekleşir. Kenan Evren ve takımıı, yönetime el koyar. Bir çok siyasi oluşum tasfiye edilir. Geniş bir tutuklama, fişleme, hapis, işkence ve idam furyası başlar. İdam edilenler arasında yaşıı büyütülerek idam sehpasına yollanan bir çocuk Erdal Eren de vardı.

12 Eylül Darbesi beraberinde birçok tutuklamayı da getirmiştir.

12 Eylül Darbesi ülkenin tepesine bir karanlık olarak çöker. Depolitiazyon dönemi başlar. Toplumda geniş bir psikolojik travma hali yaşanır.

12 Eylül Darbesi ile 48 şehirde sıkıyönetim uygulanır, sokağa çıkma yasakları uygulanır. 1983 yılında gerçekleşen seçimlere kadar Milli Güvenlik Kurulu yönetimde olur ve ardında da uygulamaların yasallaşmış haliyle bir anayasa bırakır. Anayasa ile birlikte 24 Ocak Kararları, ülke ekonomi politikalarına liberal uygulamaları getirir. Devlet elindeki üretim araçları tasfiye edilmeye başlanır. Yolsuzluk, dolandırıcılık, mafyatik ilişkiler ülke literatürüne girer. Derin ilişkiler daha açıktan bir hal kazanır.

12 Eylül Darbesi daha çok dış odaklara yaramıştır. ABD antiemperyalist karakterdeki muhalefet dinamiklerinden kurtulmuş, yönetim kademelerinde ise korku kurumsallaşan bir hal almıştır. Ekonomik anlamda ise serbest ekonomi politikaları ile ABD’nin küreselleşme politikalarına paralel bir rejim dönemi başlamıştır. Kırsaldan kente göçü beraberinde getiren bu süreç, geniş kesimlerde sınıfsal uçurumu perçinlemiştir. Yeni ANAP iktidarı politikaları, iletişim sektörü ve reklamdaki gelişmeler ile üretim toplumundan tüketim toplumuna geçiş hızlanmıştır. ‘Kısa yoldan para kazanma’ hayali dönemin mottosu haline gelir ve bir girişimcilik çağı başlar. Toplumsal yozlaşma bununla birlikte derinleşerek değerler yok olur. Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki yerli teşviki, üretimden çok kısa zamanda daha çok getiri getirecek ithalat sektörüne yatıran yerli tüccarlar dönemi bir kez daha bu dönemle başlar. Devlet yönetimi bu dönemde üretime odaklanmayan yerli yatırımcının yerine Devletçilik esasına dayalı ekonomik modele geçmişti. Kısa yoldan köşe dönücü yerli tüccar ise 12 Eylül Darbesi ile tekrar ekonomiye hakim oldu.

Bu sonuçlarıyla 12 Eylül Darbesi bugünlere kadar etkisini sürdürmektedir. Apolitiklik, köşe dönücülük, serbest piyasa koşulları ile birlikte şüphesiz bu durum ülkemizden çok dış güçlere yaramıştır. Bu konuda belgelerin olmasının yanında sonuçlarıyla darbenin kaynağının nereden geldiği ise bu durumda açıktır.

Derin içeriğe sahip daha çok bilgi için tıklayınız.

Yorum yazabilirsiniz